ABD’li şef ve yazar Anthony Bourdain 61 yaşında hayatını kaybetti. ‘Gastronomi dünyasının kötü çocuğu’ olarak bilinen ünlü şef Bourdain’ın intihar ettiği ihtimali üzerinde duruluyor.

ABD Başkanı Barack Obama ile Vietnam’da yediği yemekle çok konuşulan Bourdain, İstanbul’da dürüm ve ıslak hamburger, Mardin’de ise kaburga dolması lezzetlerini tatmış ve tanıtmıştı.

25 Haziran 1956 tarihinde New York’ta dünyaya gelen Anthony Michael Bourdain, ABD’li yazar ve New York’taki Brasserie Les Hallen’ın baş şefidir.

Yemeğe olan düşkünlüğü genç yaşta ailesi ile Fransa’ya yaptığı bir gezi ile başladı. Bir istiridye teknesinde ilk defa istiridyeyi tattı ve o günden beri iyi veya kötü değişik tatlar bulmak üzere dünyayı dolaşmaya başladı. Anthony Bourdain, 2005’te bir TV kanalında No Reservations adlı bir TV serisi gerçekleştirdi.

SEYAHAT, YEMEK VE KİTAPLAR

Şef ve yazar Anthony Michael Bourdain New York Times’a verdiği söyleşide yemek, tatlar, kitaplar ve hayat üzerine bir söyleşi vermişti. Oggito‘da Deniz Saldıran‘ın çevirisiyle yayımlanan söyleşide Mourdain kendisine yöneltilen sorulara şöyle cevaplamıştı.

Şu sıralar komodininizde hangi kitaplar var?

AB: Bu günlerde Thomas Ricks’in Churchill and Orwell kitabını okuyorum. Graham Greene’in Ways of Escape romanı da birçok kez okuduğum ama sürekli geri döndüğüm bir kitaptır.

Son okuduklarınızdan en beğendiğiniz kitap hangisiydi?

AB: Charles Portis’in True Grit romanı tam anlamıyla bir başyapıttır. Sinema uyarlamalarını izlemekle yetinmeyin, romanı da mutlaka okuyun.

Kitap seçiminizde nelere dikkat ediyorsunuz? Arkadaş önerilerini ya da yorumları dikkate alıyor musunuz?

AB: Güzel şeyler öneren arkadaşlarım var. Okuyup beğendiğim yazarların yeni romanlarını da takip ediyorum. Ayrıca dipnotlarda önerilen kitaplara da dikkat ederim. Eğer tarihi bir konu ilgimi çekmişse onunla ilgili bulduğum her kaynağın peşine düşerim. Örneğin Kennedy suikastıyla ilgili neredeyse on yıllık bir okuma yaptım. Vietnam Savaşı, Fransa-Cezayir çatışmaları, Castro Küba’sı, CIA, KGB gibi konularda okumayı da severim.

Son zamanlarda okuduğunuz bir kitaptan öğrendiğiniz en ilginç bilgi neydi?

AB: Orwell’ın koku konusundaki titizliği. Onun Yahudi düşmanlığını okumak da korkutucuydu.

Yemekle ilgili okuduğunuz en iyi kitap neydi?

AB: A. J. Liebling’in savaş öncesi ve sonrası Paris’teki yemek anılarını anlatan Between Meals kitabı harikaydı. Liebling tam bir yemek ve şarap hastası. Ayrıca bu konuda çok bilgili olmasına rağmen hiçbir zaman bilgiçlik taslamıyor.

Günümüzde kimlerin yazarlığından etkileniyorsunuz?

AB: The Devil All The Time romanını okuduğumda Donald Ray Pollock’u keşfettim. Marlon James’in A Brief History of Seven Killings romanı da büyüleyiciydi. Ara ara dönüp Elmore Leonard’ı okurum, tam anlamıyla bir profesyoneldir. Edward St. Aubyn de yazarlığıyla beni etkileri.

Bu günlerde ne tür kitaplar okumayı seviyorsunuz?

AB: Gizemli hikâyelere sardım su şıralar. Ross Macdonald, Nick Tosches okuyorum.

Okumaktan kaçındığınız türler neler?

AB: Korku kitaplarını sevmiyorum. Bilimkurgu da pek okumam. Ruhani konular dikkatimi çekmez. Teknik kitaplar da aynı şekilde. Silahlı kahramanlarla dolu ajan romanlarından da kaçınırım. Okuduğum kitaptaki ajanın kederli, gerçekçi olmasını ve zekice yazılmasını isterim.

Son günlerde sizi en çok güldüren kitap neydi?

AB: Michael Ruffino’nun Adios, Motherfucker otobiyografisi.

Peki ya ağlatan?

AB: Bir kitaba ağlamayalı uzun zaman oldu. Fakat sanırım sonuncusu Sessiz Amerikalı romanıydı. Ne zaman okusam duygulanırım.

Sinirlendiren bir kitap oldu mu?

AB: James Frey ve Rodrigo Corral’ın yazdığı A Million Little Pieces romanı.

Kütüphanenizdeki hangi kitabın varlığı bizi şaşırtır sizce?

AB: Emin değilim ama mesela Eve Babitz’in sıkı bir hayranıyımdır. Yazdığı her şeyi okudum. Sarah Bakewell’in How to Live kitabı da var. Onu da severek okumuştum. Bunlar sizi şaşırtabilir belki.

En sevdiğiniz kitap karakteri ne? İyi ya da kötü biri olabilir.

AB: Kurgusal kahraman mı? Sessiz Amerikalılar’daki Fowler olabilir. Yanardağın Altında romanındaki Consul da iyidir. Anti-kahraman olarak ise The Friends of Eddie Coyle romanındaki Eddie ya da Crash’teki Vaughn diyebilirim. Kötü karakter olarak ise, Smiley’s People romanındaki Karla’dan daha kötüsünü bulamazsınız.

Çocukluğunuzda nasıl bir okurdunuz? En sevdiğiniz yazarlar kimlerdi?

AB: Hızlı, doyumsuz ve zamanından önce gelişmiş bir okurdum. Macera ve korku hikâyelerini severdim. Poe favori yazarlarımdandı, özellikle Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü romanını çok severdim. Jules Verne’i de aynı şekilde. Ve elbette Define Adası.

ABD başkanının bir kitabı okuması zorunlu tutsaydınız hangi kitabı seçerdiniz?

AB: Başlangıç olarak günlük istihbarat özetini okuması yeterli.

Edebi bir akşam yemeği düzenleseniz, hayatta ya da değil, hangi üç yazarı davet ederdiniz?

AB: George Orwell, William S. Burroughs ve Joan Didion.

Başka birinin hayat hikâyesini anlatacak olsanız bu kişi kim olurdu?

AB: B. Traven ama bunun için önce onun hakkında bir şeyler öğrenmeliyim. Kendisi tam bir gizem.

Okuma listenizde sıradaki kitap ne?

AB: Tolstoy konusunda eksik olduğumu düşünüyorum, bu nedenle Savaş ve Barış’ı okumayı düşünüyorum. Şu ana kadar okumamış olmam utanç verici.

Sizin hayat hikâyenizi kimin yazmasını isterdiniz?

AB: Ben yazdım bile. Aslında ölüp gittikten sonra arkamdan neler diyecekleri umurumda değil.